|
 
1950
Bodrum Yalıçiftlik doğumlu olan Ahmet kaptan askerliğini
çubuklu da yaptıktan sonra köyüne geri döner ve
süngercilik yapmaya baslar. İçinde ki mavi derinlerin
çağrısına kulak vermiştir… Babası tarafından kendine bir
sünger teknesi alınır ve oda denizlerden ekmeğini
çıkaranlar kervanına katılır. Birbirinden ilginç deniz
anılarıyla ile birlikte 2002 yılına kadar sünger
dalgıçlığı yapar Ahmet kaptan. Kendisiyle olan bu
söyleşim de çok ilginç bulduğum bir anısını sizlerle
paylaşmak istedim..
Hakan : Merhaba Ahmet Kaptan nasılsın ?
Ahmet Kaptan : Hoş geldiniz , hoş geldiniz.
Ahmet Kaptan : Nereden böyle İzmir’den mi?
Hakan : Evet Seninle sohbet etmeye geldim.
Ahmet Kaptan : Buyurun benim eve gidelim çayda
yaparız ,konuşuruz biraz…
Hakan : Tamam Ahmet kaptan gidelim.
Hakan : Ahmet kaptan nerelerde çalıştınız sünger
için?
Ahmet Kaptan : Karadeniz dışında her denizi biliriz
her denizde çalışmışlığımız
var.
Hakan : Bütün Ege ve Akdeniz yani öylemi ???
Ahmet Kaptan : Evet öyle. İskenderun dan
Marmara’ya kadar…Yıllarımızı
verdik denize.
Hakan : Nargileyle mi dalıyordunuz? Yoksa tüple mi?
Ahmet Kaptan : Ne tüpü? Tüpü nereden bulacaksın o
zamanlar. Nargileyle
dalıyorduk.
Hakan : Kaç metrelerde çalışıyordunuz ? Derinde mi
olur sünger ?
Ahmet Kaptan : Valla Hakan her metrede olur
bölgesine göre değişir tabi.
Akdeniz de biraz daha derin sular vardır. Orada biraz
daha derin
çalışırdık.Güzel süngerler çıkarttık.
Hakan : Kaç metrelerde peki?
Ahmet Kaptan burada biraz gülümseyerek konuşuyor..Yüzün
de gururla
karışık bir özlem vardı…
Ahmet Kaptan : Bazen 50-60. Bazen de 90-100
metre !!!
Hakan : Çok derinmiş !!! Çok derin…
Ahmet Kaptan : Bir gün daldım Kemer açıklarında.
Derinlik saatim
maksimum 80 metrelik o zaman İstanbul dan
getirtmiştim. Bir baktım
ki saat 10 metreyi gösteriyor.
Ahmet Kaptan : Sonra anladım ki 90 metredeyim.
Yine bozduk saati dedim
kendi kendime.Ayarını kaçırdık yine saatin.
Hakan : Ahmet Kaptan
gerçekten çok derinde çalışıyormuşsun iyi ki azot
narkozu olmadın..
Ahmet Kaptan : O ne
demek Hakan ?
Hakan :
Derinlik sarhoşluğu.
Ahmet Kaptan : Haaaa ,
yok bende olmaz öyle şeyler.
Hakan :
Süngerleri ne kadar zamanda satardınız sezonunuz ne
kadar sürer di ?
Ahmet Kaptan : Nisanda
buradan, bodrumdan bir çıkardık sonra kasım gibi geri
dönerdik.
Sonrada satardık kışın çalışmazdık.
Tabi o süngerin kurutulması var
işlenmesi var.
Hakan : Çok
zahmetli bir işmiş.
Ahmet Kaptan : Öyledir
ama ne yapalım ekmek parası.
Hakan : Peki
güzel bir anın var mı bize anlatabileceğin ?
Ahmet Kaptan : Bir gün
söyle bir şey oldu. Sizde kendi nefesinizle dalıyorsunuz
değil mi
Hakan ?

Hakan : Evet
Ahmet Kaptan.
Ahmet Kaptan : Kemerin
önünde dalıyorum bir gün apoşum da biraz sünger var 80
mt. den geldim 30 metrelere sünger bakıyorum. Birden
bir baktım yanımda bir fok, ürktüm önce..Sonra bir
dikkat ettim bir adam, ama üzerinde siyah kauçuk elbise
var. Oda dalıyor. Yanıma geldi. Bana süngerleri işaret
ederek hangisi iyisi dedi.Bende gösteriverdim. Bir
baktım ki adamın tüpü bile yok. Adam kendi nefesiyle
dalmış. Sonra yukarıya çıktı bakakaldım arkasından. 5-10
dakika sonra bir baktım yine geldi. Birlikte bir iki
sünger yolduk. Baktım çok zaman geçirdi aşağıda
regülatörümü uzattım bir o nefes çekti bir ben yavaş,
yavaş çıktık yukarıya. Aksona da yanımda durdu. Yukarıda
da ortağım var, çok panik yapardı. Bizimki yukarıda
dövünüyor adam öldü denizin dibinde kaldı diye sonra
bizi görünce sevindi. Neyse tekneye çıktık. Bir lahos
vurmuştum onu hemen domatlı yaptım. İkram ettim. Bir iki
lokma yediler sonra gerisini yemediler. Rakı verdim
içmediler, üzüldüm... Bunlar İtalyanmış. Bizdeki
tayfadan biri biraz İngilizce bilirdi onlarla güzel
dostluğumuz oldu. Bende herkese anlattım çocuğun kendi
nefesiyle olan dalışını. Nefesli çocuk dedim zayıfta bir
şeydi. Sonra lastik botlarıyla giderlerken. Bizim
tayfaya dedim sor bakayım şunun adını dedim. Sordu. Ben
döndum sarı çocuğa ben Ahmet görüşürüz yarın yemeğe
gelin balık yeriz dedim. Oda bende Umberto Pelizzari
dedi. Yıllar sonra öğrendik ki bizim sarı çocuk dünya
şampiyonu olmuş. Kahvede herkese anlattım biz bunla
domatlı lahos yedik birlikte daldık ama rakı verdim
içmediler diye. Çok gururlandım…
Hakan : Ahmet Kaptan ne
kadar güzel. Çok teşekkür ederim sana. İyi dalabiliyor
muydu?
Ahmet Kaptan : Valla
Hakan biz kendi nefesiyle bu kadar derinlere
dalınabildiğini bilmezdik. 30 metre çok derin ve
tehlikelidir bu dalışlar için.
Ahmet Kaptan : Bizim
buralarda da kendi nefesiyle dalan çocuklar var. Ama son
zamanda bir kaç ölüm olayı oldu canım çok sıkıldı çok
üzüldüm. Deniz affetmez Hakancım..
Ahmet Kaptan : Bak Hakan
madem siz de bu dalışları yapıyorsunuz. Dikkatli olun.
Ahmet Kaptan : 10 metre
derindir 20 daha derin 30 metre çooook derindir. Balık
zaten çok derinde olmaz. Kendinizi zorlamayın.Hem balık
dediğin nedir ki ? Hiç canına değer mi ? Buda benden
size bir nasihat olsun. Sakın ola kulak ardı etmeyin…
Hakan : Ahmet Kaptan
güzel sohbetin için sana çok teşekkür ederim. Daha
sonra tekrar uğrayacağım. Tekrar konuşuruz sohbet
ederiz. Haydi hoşça kal.
Ahmet Kaptan :
Hadi bakalım güle güle dikkatli olun eyvallah
Hakan ALAKUŞTEKİN
|